My Photo
Blog powered by TypePad
Member since 08/2006

July 2008

Sun Mon Tue Wed Thu Fri Sat
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31    

16 July 2008

Turistik

Dün akşam döndük İstanbul'a...

Deniz otobüsünden inince Beril'i doğru babaannesine bıraktım, ben de eve gittim içim sızlayarak. Kuzucuğum sürekli "anne niye eve gitmiyorum, niye babaannemde kalıyorum" deyip durdu. Her ne kadar bin kere de anlatsam o yine de şansını deniyor işte.

Bu sabah ölüm kalktı sanki. Alışmışım her sabah 9 gibi kalkmaya ve bütün gün tembellik yapmaya, saat 05:45 gibi kalkmak nasıl zor geldi anlatamam. Sabah vapurda esnemekten neredeyse ağzım yırtılacaktı valla:))

Bugünkü turum epey ıslak geçti. Bizim iş'te böyle işte. Ya sıcakta güneşin altında kavrulursun ya da yağmurda sıçan gibi olursun. Turistler desen ayrı alem. Yok niye yağmur yağıyormuş, her zaman böylemiymiş, vıdı,vıdı,vıdı... Allahın yağmuru ne yapayım yani. Sanki ben yağdırdım. Ayrıca da yağsın bol bol. Sanki onlar susuzluk çekeceklermiş gibi. Ben de inadına "biz aylardır dua ediyoruz yağsın diye, ohhh ne güzel oldu." diyorum.

Bir de yetmezmiş gibi adamın biri "geminin önüne kadar yanaştırın otobüsü o zaman şoföre daha çok bahşiş veririm" demezmi!! Yahu isterseniz sırtımızda taşıyalım. Sanki normalde de bahşiş veriyorlarmış gibi. Püffff insanlarla uğraşmak zor valla. Neyse turun en güzel tarafı sevgili dostlarım Aslı'yla Nigar'ı görmek oldu. Nuruosmaniye'de ki Kahve dü.nyası'nda oturup kahvemizi içip lak lak ettik dışarıda yağmur boşanırken. Bu da bana yeterde artar bile.

Yarında çalışıp sonra tembellik yapmaya gideceğim. Caioooo

14 July 2008

Çok tatil... Az iş...

Bir kaç gündür Yalova'daki yazlık evimizde tembellik yapıyorum. Bu yaz haftanın beş gününü burada geçirmeye söz vermiştim kendi kendime. Ve bunu gerçekleştiriyorum şimdilik. Geçen cuma sabahı kızımla atladık Pendik'ten feribota bindik sabah erken saatte. Benim niyetim, Yalova'ya geçince halama gitmek, bir kahve içip hem onu hem de üniversiteden bu yıl mezun olmuş olan kuzenimi görüp hasret gidermekti. Ama nerde??? Beril hanım resti çekti "hayır anne yazlık eve gidelim, havuza girelim" diye tutturdu. Feribot'tan inince doğru eve geldik. Sadece bir hafta uzak kalmıştım ama çok özlemişim buranın havasını, rüzgarını ve tembelliğini. İstanbul'a yakın bir yazlık her zaman avantajlı. İstedinmi atlayıp gelebileceğin bir uzaklıkta olması, hatta bunu bilmek bile yeterli bence. 

Biraz evi temizleyip, derleyip topladıktan sonra hemen deniz kenarına indik. Marmara denizinin ender temiz, berrak günlerinden biriydi kaçırmak olmazdı. Biraz durduktan sonra küçük hanım sıkıldı. Tipik çocuk tavrı "anne hadi havuza gidelim " diye beni o güzelim denizden mahrum etti:(((

Akşam babamızı karşıladık. Feribot çıkışında bekleyen bir ana kız, sanırsınız babayı haftalardır görmemişler. Yahu daha sabah ayrıldık Koca'dan.

Hafta sonu Anne-Baba-Çocuk Triosu olarak takılıp babamızı pazar akşamı yolcu etttikten sonra nihayet halama çaya gittik.

Bugün ve yarın da buradayız. Sadece ikimiz takılıyoruz yazlıkta. Öylesine keyifli ki kızımla başbaşa tatil. Yarın akşam İstanbul'a dönüyoruz. İki gün çalışıp tekrar döneceğiz buraya. İşe öylesine dopingli gidiyorum ki anlatamam. Çok sevdim ben bu işi çookkk. Çok tatil, az iş takılıp gidiyoruz. Tabii yaz bitince çok iş olsa daha güzel olur...    

04 July 2008

Eve dönüş

Kısa bir süreliğine tatilimize ara veriyoruz.

Koca'nın izni bitti dolayısıyla benim de bir haftalığına da olsa eve dönmem gerekiyor. Doğrusu ben ne zaman istersem tatil yapabilirim çünkü iş serbest iş. Maaşlı değiliz ya o yüzden de istersek çalışırız hatta iş beğeniriz gibi bir lükse sahibiz biz rehberler. Ama ne kadar uzak kalırsak o kadar dezavantaj bizim adımıza çünkü birileri o turları nasıl olsa yapacak ve adınız yavaş yavaş unutulabilir. Ama en iyi yanı nerede kaldıysan oradan başlayabilirsin.

Neyse lafı uzattım kısaca benimde tekrar çalışmaya dönmem lazım malum masraflar v.s.

Çok dinlenmeli, çok lazımmış gibi bol bol yemeli ama bir o kadar da yüzmeli kısacık, çarçabuk geçen bir tatil oldu. Beril inanılmaz zevk aldı. Neredeyse havuzdan hiç çıkmadı, bir sürü arkadaşı oldu, hatta yuvadan bir arkadaşının da yazlığı bizim sitedeymiş amannn bal kaymak oldu kızıma. Şimdi bir hafta o da ayrı kalacak buralardan çünkü anneyle baba çalışıp para kazanmalı. O da bu süreyi kah evinde kah babaannesinde geçirecek. Sonra gelecek hafta cuma günü ver elini yazlık ev...

Okullar açılana kadar yani Ağustos sonuna kadar her cuma yazlığa gelip her salı İst'a döneceğiz. Çünkü anne her hafta çarşamba ve perşembe günleri çalışıyor olacak.

Bu arada yazlıktayım tatildeyim diye elimde boş durmadı. Kayısı reçeli yaptım. Buralarda her sebze ve meyve daha taze, dalından koparılmış.S7300947

24 June 2008

Tatilim geldi hey hey hey....


Son yazdığım post'tan beri değişen çok bir şey olmadı. Özetle tur, tur,tur,tur ve yine tur'dan ibaretti hayatım. Herkes çalışıyor biliyorum ama biz rehberler çalışırken herkesin iki ya da üç misli çalışıyoruz. Sabah 05:30 kalk ertesi sabaha karşı 03:00 gibi yat, tekrar ertesi sabah ve yine ertesi gün, gece aynı saatlerde yat, kalk.. biraz yorucu oluyor haliyle. Hele de yaş 40'a dayanmışken neredeyse.

Beril'i neredeyse hiç göremedim. Kızım evinde bir ayda toplamda 5 gün geçirmiştir herhalde. Ya anneannede ya babaannede kalıyordu o sıralar. Geçenlerde bana "Anne babaannede bir kalayım noolur" diye yalvarıyordu ( bir gece demek bu). O kadar bezmiş ki.. Halbuki babaannesinde kalmaya da bayılır çünkü en hoş tutulduğu ev orası.

Arada yaptığım turların anlatmaya değecek tarafı yok. Az paraya çok iş sömürü usulü yapılan işlerdi iki tanesi. Ama sustum şimdilik, bundan sonrasında kabul etmek konusunda daha bir düşüneceğim, öyle hemen atlamayacağım işin üstüne. Ağır rehber abla olmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Son yaptığım turun en güzel tarafı Beril'in de turuma katılmasıydı. Turun son günüydü ve sadece brunch'lı boğaz turu yapıp grubu havaalanına götürecektim. Koca'da uyumak isteyince pazar günü "hadi neden olmasın hem hafif tur hem de Beril ne zamandır istiyordu bir deneyelim bakalım" dedim. İlk ve son olacak bu tur macerası Beril belli bir yaşa gelene kadar.

Sabah çok heyecanlıydı kızım. Saat 07:00'de benimle birlikte kalktı, giyindik ve taksiye atlayıp otelin yolunu tuttuk. Önce ona kahvaltı ettirdim. Benim turistler buna "bonjour " diyor ama bizimkinde bırakın bonjour'u günaydın bile yok. Ben de "ehe ehe kusura bakmayın kısmetse seneye fransızca öğrenecek o zaman konuşur inşallah" dedim ezik büzük. Sonra otobüse bindik Kabataş'a tekneye gidiyoruz. Ben programı anlatıyorum, biraz muhabbet ediyorum. Beril" Anne naapıyorsun, niye konuşuyorsun o elindekiyle, konuşmaaaaa" diye mızırdandı. Tekneye bindik, nefis bir hava, manzara. Tabii benim alışık olduğum bir manzara, ama kızım heyecanlı. Ben sarayları, yalıları, köprüleri, camiileri anlatıyorum bizimkinin sürekli çişi geliyor, karnı acıkıyor,susuyor. Hadiii mikrofonu kapat aşağı in çiş yaptır, yedir, içir, v.s.

 

Allahtan grubum çok nazik ve anlayışlı, sevecen insanlardan oluşuyordu da hep gülümsediler halime!!!

Sonuç olarak Beril'le iş çok zor ama denedik ve gördük aklımızda kalmadı. Tabii karnımdayken bu turlar daha sorunsuz ve keyifli oluyordu. Gerçi son aylarda turistler koca karnıma ve nefesssiz kalmış halime dehşet içinde bakıyorlardı!!!

Dün Beril'in po.posuna gelen bukleli bebeklik saçlarını kestirdik. İçimiz cız ede ede. Neredeyse 3 yaş 9 aylık olan kızımın saçlarına kıyamamıştık bugüne kadar ama baktık bunun sonu yok, geceleri boynuna dolanıyor babasının tüm itirazlarına rağmen çocuk kuaföründen randevu alıp kestirdik o güzelim bukle bukle saçlarını. Kuaför kırk saat dil döktü, küçük hanım zar zor oturdu arabadan yapılmış koltuğuna. Kestirmem de kestirmem diye yalvardı. Ama kuaför abisi ona çizgi film koyup bir de eline oyuncaklar verince bizimki sakinleşti. Saçlarının bir kısmını zarf içinde bana verdiler hatıra olsun diye. Çok kestirmedik zaten bir karış kadar. Yani değişen bir şey yok aslında Saçları kesilince bir de fön çektiler kuzucuğuma aman bizimki bir memnunki anlatamam. Kendini pek bir büyümüş hissetti.Çıkınca bana" anne sen çok mu mutlu oldun saçımı kestirdin diye?" sordu yüzünde kocaman bir gülücükle..

Beril şimdi anneanne ve dedesiyle yazlıkta, hatta havuzda. Bu hafta da iki gün çalışıp cuma akşamı yanına gideceğiz karı koca. Nihayet hakettiğimz tatilimize kavuşuyoruz. Ohh beee...

Artık kısmetse oradan havadisleri yazarım. Herkesin tatili bol olsun.

04 June 2008

Bir ara...

 Neredeyse bir aydır bloga yazmıyordum, bir şeyler karalayayım artık dedim. Ben girmeyeli typepad'in template'i bile değişmiş. "Yuhh" dedim kendime. Sen tembellik yapa dur daha...

Canım yazmak istemedi ne yalan söyleyeyim. Bir kere iş hayatım çok yoğun tempoda. Ben biliyordum zaten böyle olacağını, sürekli diyordum "eyy anaç sütlaç hanım senin bu günlerin geçici sen bol bol yoğur ekmekleri, yap poğaça, börekleri. Bak şimdi gezgin rehber alıp alıp başını gidiyor sen de sindin kaldın işte kuytu köşelerde naberr??"

Belki de yaz geldi ondanmıdır yazma isteğimin kaybolması? Bakıyorum da takip ettiğim diğer bloggerlarda aynı rehavet içinde. Neyse ki yalnız değilim bu konuda. Aslında anlatılacak, yazılacak çok şey vardı ama elim gitmedi. Hele bir D.arıca hayvanat bahçesi gezimiz vardı ki evlere şenlik. Neresinden tutsanız olmuyor olamıyor. Zannettim ki bu konuda da çok gelişmiş bir ülkeyiz. Aman ne de güzeldir, ne de renklidir hayvanat bahçemiz. Gülhane'den beri çok değişmiştir, çok daha gelişmiştir. Pöhhh!!!

Zavallı hayvanlar, ben onların yerinde olsa bir gece ansızın kaçarım. O ne pislik, o ne zavallılık. Hayvanlara dışarıdan yiyecek vermeyin diyorlar bizim vatandaş cips atıyor!!!

S7300795

S7300801 İnsan şu şempanzeleri görünce acaba mı diyor? tövbe tövbe bu kadarmı benzerlik olur!  

S7300815 

Beril çok sevimli bir keçiyi beslerken..

S7300830 

S7300822

En güzel resimleri bulup koydum buraya. Yalan yok, bence hayvanat bahçemizin durumu içler acısı. Önce kendimi hayvanların doğal ortamı bu diye ikna etmeye çalıştım ama etrafta biz insanların yaptığı pislikleri ve hayvanların bakımsızlıklarını görünce işte memleketimden manzaralar dedim. Etrafta sigara izmaritlerimi, plastik çöp poşetlerimi, yerlere atılmış cips, bisküvi paketlerimi, kağıt mendillermi, neler neler...

Umarım sevgili kızım bir daha tutturmazda oraya tekrar gitmek zorunda kalmayız çünkü benim kalbim dayanmadı gördüklerime.

Dedim ya ben bu sıralar çok tembelim, beni mazur görün. Aslında her gün buradayım ama yazmaya mecalim yok. Belki arada bir uğrar bir şeyler karalarım ama en azından şu iş yoğunluğu bitene kadar hoşçakalın...

12 May 2008

E.ko.lojik pazar, annesinin kuzusu,erguvan..

Bugün Ü.mraniye Mey.dan'da 01-19 Mayıs arasında kurulan E.k.olojik pazara gittim. Beril 1 yaşındayken organik gıdalarla ilgilenmeye başlamıştım. Hiç olmazsa kızımız 2 yaşına gelene, beyin gelişimi tamamlanana kadar dikkat edeyim diyordum. O dönemde çok pahalıydı, henüz Feriköy'deki pazar da kurulmuyordu. C.ity Far.m'a abone olmuştum adeta. Sonra yavaş yavaş bıraktım organik gıda alışverişini. Sebze ve meyveleri zamanında tüketmeye özen gösterdim. Kendime kocaman bir deep freeze edindimki yaz sebzelerini kışın tüketelim diye. Feri.köy'deki eko.lojik pazara fırsat bulup bir türlü gidemedim ama şimdi o pazar biz anadolu yakasında oturanların ayağına geldi. Bence kaçırmak olmazdı ve bugün soluğu o pazarda aldım. Ufak tefek alışverişler yaptım. Ör. şu sıralar çok kıymetli olan pirinçten aldım hem de bizim oraların pirincinden yani Samsun'dan. Kilosu 8 ytl'ydi. Konvansiyonel pirinçten birazcık daha pahalı. Bence çok değil ve değer. Hiç olmazsa gönlüm rahat ve huzurlu olarak tüketebileceğim. E.kolojik pazar şimdilik Mayıs'ın 19'una kadar açık. Tek dileğim pazarın devamlı olması. Şayet giderseniz o tarihe kadar lütfen imza atmayı unutmayın E.koloj.ik pazar'ın her pazar anadolu yakasında da kurulması için.    

S7300767 S7300768 S7300770 S7300771 S7300772 S7300773 S7300774 S7300781

Bahçemizdeki Erguvan ağacı ile de baharı selamlıyorum. Hoşgelmiş, iyi ki gelmiş...

İşte benim kuzucuğumun elleriyle yaptığı Anneler günS7300715_2ü S7300759hediyesi.

10 May 2008

Gelişmeler

* Beril artık K.üç.ük P.ren.sli oldu. 28 Nisan pazartesi kaydını yaptırdık çok şükür. Şimdi tek duamız kızımızı yüzümüzün akıyla bu okuldan mezun edebilmek.

**Çok şükür işlerim yoğun bu sıralar. Haftada 2 ya da 3 gün gemi gruplarım var. Yaşlımı yaşlı gruplar, ama onlar geziyor, bizimkiler de ya ekmek ya da emekli maaşı kuyruğunda. Bu da Türkiye'nin gerçeği. Bakalım bizler nasıl olacağız???

***Apartmanda edindiğim komşularımdan biri çok şükür taşındı. Gerçekten çok şükür diyorum çünkü ne benim yaşam biçimimle ne de fikirlerimle uyuşan biriydi. Apartman komşusu olmasak normalde asla tanışacağım bir insan değildi.

Geçen pazar, taşınmasından bir kaç gün önce apartmanda "imdatttttt" diye bir bağırışla koltuklarımızdan fırladık. Bizim komşu yerde, üzerinde bir don sütyen kocasının elinden kurtulmaya çalışıyor. Adam yine sinirlenmiş dövüyor karısını, "seni öldüreceğim" diye bağırıyordu. Ben "polis çağıralım" dedim ama Koca "sen karışma" dedi.

Ertesi gün aradım." nasılsın? bu nasıl adam? katlanma artık, sürekli dövüyor, bir gün gerçekten öldürür seni.Bak çocuğun çok küçük daha ( 6 yaşında) ona da yazık. Polis çağıracaktım ama Koca müsaaade etmedi" dedim. İyi yapmışsın zaten barıştık biz, polis çağırsanda oğlumun yanında şikayetçi olmazdım demezmi!!! Katlanmak zorundaymış hanımefendi zaten bu ilk değilmiş, zaten anneside dayak yermiş babasından, v.s, v.s.

Ben artık böyle aptal bir kadınla görüşmem.Büyük konuşuyorum ama benim için evlilik bir tokat ve/veya bir aldatmayla biter çünkü bir kere yaparsa erkek ve sen göz yumarsan artık kabul etmiş ve sonrakilere çanak tutmuş olursun. Hoş ben zaten öyle bir erkekle evlenmezdim yaa. Tek acıdığım çocukları.Deli etmişler zavallıcığı zaten karı koca. Olan çocuğa olacak zavallıcık...

****Yarın hamileliğimle beraber 5. anneler günüm. Her biri çok özeldi ama bu sene canım kızım okulda kendi elleriyle yaptığı içinde çiçeğiyle bir vazo hediye etti. Daha da güzeli "Anneciğim anneler günün kutlu olsun " demesini duymaktı.

" Canım kızım, hayatımın aşkı. Sen olmasan anneler günü bu kadar anlamlı olmazdı bir tanem. İyi ki varsın, iyi ki yüce rabbim bize seni göndermiş.  Allahım sensiz bir nefes almak nasip etmesin inşallah bana. Seni çok seviyorum."

Annen

***** Anneciğimin ve canım Koca'mı doğuran Kayınvalidemin,tanıdık tanımadık tüm annelerin, anne adaylarının "Anneler günü" kutlu olsun.

22 April 2008

Şimdi K.üçük Pre.ns.'li oldum, sınıfları doldurdum...

Az önce aradılar. Beril bir aksilik olmazsa artık önümüz yıldan itibaren K.üçü.k Prens.li. Kura yokmuş onun yaş grubunda. Allah kızıma zihin açıklığı, bize de ödeme gücü versin.

21 April 2008

...

Yine haftasonu 3 gün 3 gece süren yoğun tempolu bir işten çıktım. Bu süreçte ne internete girebiliyorum, ne doğru düzgün kocamla iki laf edebiliyorum. Beril deseniz babaannede. Kısacası sadece iş iş iş oluyor. Ama olsun yakınmıyorum, lütfen yanlış anlaşılmasın.

Bu haftaki grubum İtalyan bankacılardı. Tabii gelir düzeyi yüksek bir gruptu haliyle. Bana tek faydaları çok kalabalık olduklarından ( 51 kişi ) sesimi kaybetmem, bir de R.eina vb. yerlerde yemek yemem oldu. Çok mu lazımdı? tabii ki hayır. Güya kilo vermeye çalışıyorum. Öyle yerlerde ve öyle geç saatlerde yemek yiyoruz ki obez olmamak imkansız. Kendimle savaş halinde oluyorum bu tür turlarda.

Bu grup İstanbul'un ya da Türkiye'nin her iki yüzünü de görme imkanını buldu. Bir önceki gece R.eina gibi zengin takımı tikilerin takıldığı gece klübünden ertesi gün gayet konservatif ve kutsal mekanımız olan E.yü.p camiine gittiler. Aralarından biri diğerine "işte gerçek Türkiye aslında bu "dedi fısıldayarak. Tabii benden kaçarmı? Atladım lafın üstüne,

-"gördüğünüz her yer, her kesimden insan gerçek Türkiye'nin bir parçası. Sonuçta biz batı ile doğu arasında kalmış farklı yaşamlara, farklı inançlara sahip bir milletiz. Bu da bizim kültür zenginliğimiz." diyerek verdim cevabını.

Çünkü adamların görmek istedikleri Türkiye profili bu. Onlar ferah, zengin bir Türkiye görmekten rahatsız oluyorlar. Çok şükür ki, tek amacı barış için yolculuk yaparak dikkat çekmek olan ve maalesef  zalimce öldürülen İtalyan sanatçı P.ipp.a hakkında hiç soru sormadılar. Beni bu üzücü konuyla muhattap etmediler.

Bugün evdeyim. Kızımı yuvaya bırakıp meşhur Göztepe pazarıma alışverişe gidip anaç aşure hanımlık görevimi yerine getireceğim. Her ikisi de bana mutluluk veriyor. Biraz iş biraz ev..

Not: Dün de laf aramızda doğumgünümdü. Canımın içi Kocam ve Kızım bana sürpriz yapmışlar pasta almışlar. Turdan eve döndüğümde akşam çok güzel bir sürpriz oldu bu. Çünkü ne yalan söyleyeyim sabah hatırladığım doğumgünümü iş güç arasında unutmuştum, güzel oldu. Hoş artık yaş 40'a yaklaşınca hatırlasan ne olur hatırlamasan:)

10 April 2008

İş temposu, okul heyecanı

"Bir kaç gündür yoğunum, pek yakında " post'uma gelen sevgili arkadaşlarımın yorumlarına dayanamayıp yazıyorum efenim. Halbuki ne güzel tembellik yapıyordum...:(((

Gerçekten çok yoğun iki hafta geçiriyorum. Bizim sezon bir açıldı pir açıldı. Ne güzel hodanları kavurup, tatlılarımı yapıp duruyordu benim Anaç aşure hanım. Ama onun devri kapandı:))) Şimdi gezgin rehberin zamanı geldi. Bu durumdan en çok şikayetçi olanlar tabii ki Koca ve Beril. Ama yağma yok çok oturdum, çok sıkıldım yeterrrrrrr.

Geçen hafta yıllar sonra tekrar karşılaştığım okul arkadaşımın acentasının turundaydım. İş 4 gün sürdü ama ne 4 gün. Gece-gündüz. Tabiri caizse p.pom yer görmedi. Her gün sabah 07:00'de çıkıp her gece saat 24:00 veya 00:30'da geldim. Peugeot Finansman grubuydu gezdirdiklerimiz yani Fransa'da peugeot'nun otomobil alanlara kredi sağlayan bankası. Kazananlara, en çok satış yapanlara İstanbul tatili hediye etmişler, iyi de etmişler biz de çalışıyoruz böylece. Turda ilk akşam yemeğimiz Galata kulesi gezisinden sonra Çiçek pasajı'nda yemekti. Neredeyse 2 yıldır Beyoğlu'na gece saatlerinde gitmemiştim. Arkamda koca grup etrafta garip, hırpani kılıklı tipler tüm İstiklal'i yürüyüp Taksim'deki otele vardık. Ama ne yalan söyleyeyim 3,5 attım. Artık hiç zevk almıyorum oralara gitmekten, hele de yılbaşı rezaletlerini gördükten sonra:(((

O tur geçen salı bitti, sonra gerçeği söylemek gerekirse bir kaç gün evdeydim. Tembellik yapmadım ama evin ve dışarının işlerinden yazmaya fırsat bulamadım. Cumartesi akşamı benim en küçük teyzemin evinde toplandık tüm aile. Teyze dediğime bakmayın kendisi 3 gün küçük benden!!!

Rahmetli pamuk Anneannemin seneyi devriyesiydi. Her yıl onun ölüm yıldönümünde biraraya gelip, onun en sevdiği yemekleri yapıp dualar ederiz hep yanımızda olduğunu bilerek...

Ertesi gün yani pazar günü K.üçük P.rens ilköğretim okulunun okul tanıtım gününe gittik Sa.mandıra'ya. Methini orada çocuğunu okutan veya okutmayan bir çok arkadaşımızdan duyduğumuz, fransızca ve ingilizce eğitim veren, Oks başarısı oldukça yüksek olan bir okul. Benim için öncelikli tercih olmasının  sebebi bizim karı koca fransızca bilmemiz, dolayısıyla ona bu dili öğrenmesinde yardımcı olabileceğimiz ve fransızca gibi zor bir dili öğrendikten sonra ingilizce ve diğer latin kökenli dillerin( italyanca, ispanyolca,portekizce) kolay öğrenilmesi. Artık en az bir yabancı dili iyi derecede bilmek olmazsa olmaz oldu maalesef iş dünyasında.

Biliyorum çok çalışmamız gerekecek karı koca. Ama her ikimiz de evladımıza ve onun geleceğine yapabileceğimiz en iyi yatırımın eğitim olduğunu bilen, aldığımız eğitimin hayatımızın her alanında bize imkanlar sunduğunu gören  insanlarız. Hele hele zamanında anne ve babalarımızın bize verdikleri imkanları kızımıza vermememiz düşünülemez bile. İşte o yüzden bana bol bol çalışma günleri gözüktü:)))

Bu hafta salı günüde aynı okulda 5 yaş grubuna (2004 doğumlulara) yapılan mülakata gittik. Ben zannediyordum ki anne kız yanyana gireceğiz mülakata. Meğerse beni almıyorlarmış. Biz bekleme salonunda beklerken Beril'i yanımdan tereyağından kıl çeker gibi aldı rehber öğretmen. Neredeyse 40 dakika sürdü kızımın hayatının ilk sınavı. O sırada bende müdürün yanında formları doldurup sohbet ediyordum. Beril çıktığında pek bir bozuktu, zannettimki kızım annesi onu bıraktı, yalnız hissetti diye bozuk. İşin aslı başkaymış onu giydirirken öğrendim. Bana,

-Anne neden gidiyoruz? Benim daha işim bitmedi, çok az kaldık ama daha resim yapıcam, abilerle top oynicam.

Ben şoktayım tabii. Bu kadarmı çabuk adapte olunur bir yere. Maşallah Beril beni hiç üzmedi şu ana kadar okul konusunda. Şu an gittiği yuvada (A.y.do) bile diğer anneler çocuklarının alışma sürecinde bir, bazen haftalarca beklerken ben yarım gün bile beklemedim. Kızım beni kovaladı "hadi git anne" diye.

Mülakat çıkşı habire sıkıştırdım" kızım naaptın, neler sordular" diye. Bizimki bıyık altından sırıtıp ıhh söylemiycem deyip durdu. Sonunda akşam neler yaptıklarını öğrenebildim. İnsan resmi çizmesini, kare, üçgen çizmesini istemiş öğretmen. Hikaye okuyup sanırım soru sormuş hikaye ile ilgili, yani baktıkları en önemli kriter söylenenleri yerine getiriyormu? ileride okul düzenine ayak uydurabilirmi? Tabii ki 3,5 yaşında bir çocuğun yaşı gözönüne alınarak yapılıyor bu mülakat. Ama şu bir gerçek ki 8 aydır gittiği yuvanın faydaları bunlar, eğer benim yanımdan onu kolayca alabildilerse ve onların dediklerini öyle ya da böyle yerine getirebildiyse. Diyebilirsiniz ki ama çok küçük daha, ne gerek var tüm bunlara. evet haklısınız bende düşündüm bunları ama sonra onun geleceği için biz karar vermek durumundayız ve en iyiye karar vermeliyiz. Bize göre de en iyisi bu okul ve bu okula eğer bir sene sonra yazılmaya karar verirsek yani okula hazırlık sınıfında işte o zaman kesin kuraya kalacak çünkü çok tercih edilen bir okul. Örneğin Beril'den bir yaş büyük kuzenim ( 6 yaş grubu) bu sene mülakatı geçse bile 400-500 başvurudan 30 çocuğun içine girmek durumunda. Şans işte ama bizim yaş grubunda mülakat sonrasında çok büyük olasılıkla kura olmayacak. Her şeyin hayırlısı tabii.

Mülakattan çıkınca bana"biz size sonucu yarın söyleyeceğiz" dediler. Aman Allahım siz beni dün görmeliydiniz. Dün, anne ve babamın bizi sınavlara soktuklarında sonucu beklerken neler yaşadıklarını anladım. Midemdeki ağrıyı, heyecanı anlatmam mümkün değil, ancak çeken bilir. Onun geleceği için çok iyi olacağına inandığınız ve olmasını çok istediğiniz bir şey var ortada ama her şey çocuğunuzun gösterdiği başarıya bağlı. Çook zormuş çokkk. Tabii bu sonucu dün annemle bekliyorduk evde. Annem gayet müstehzi bir gülüşle " şimdi anladın değilmi bizi, daha dur ne heyecanlar çekeceksiniz" dedi.

Dün akşamdan beri yine çalışıyorum tıp kongresine gelen doktorlar grubuyla, bu okulda benim kamçım oldu. Hadi bana eyvallah. Şimdilik sevgi ve sağlıkla hoşçakalın...

İlave not: Mülakatı geçmiş kuzucuk, ayın 22'sinde aramamı istediler, o gün kura olup olmayacağını söyleyecekler. Kura olmazsa Nisan'ın sonunda kesin kayıt yapıyoruz.